SAİME ABLA

(İlk Adımlar, Bağdat 1975, s.30-33)

 

 

 

Hepimizin tanıdığı Saime abla, mahallemizin tanılan zengin kadınlarındandır. Fakat ne yazık ki hiç bir kimse ondan bir hayır görmemiş. Hayatında bir şahsa iyilik etmemiş, ama zenginliği onun bütün eksikliğini örtmüş.

Kendini çok beğenmiş, nüfus kâğıdında ellisini bulduğu hâlde otuzbeş yaşında olduğunu iddia etmekte geri kalmamış. Diğer taraftan gene mahallemizin açıkgözlerinden biri olan Mahmud,  bu kadına bir ders vermek ve zenginliğinden istifade etmek hülyasına düştü. Ve neye mal olursa olsun Saime abla ile bir alaka kurmaya azmetti.

Her gün ayrı ayrı planlar çizer ve tatbikine çalışır. Nihayet uzun zaman beklediği gün geldi. İşte tanıdığı bir ailenin bir çay davetinde Saime ablaya takdim olundu, bu açıkgöz de fırsatı kaçırmak istemedi ve hemen bütün maharetini ve kudretini göstermek için gayretler sarf etmeğe başladı.

Saime abla da her halde bu gençten hoşlanmış olmalı ki onunla alakadar olmağa başladı. Artık onun şahsî hayatına dair suallere başladı: Ne yapıyorsunuz? Nerede oturuyorsunuz? Muhmud ise tatlı bir dille cevap veriyor. Ve ne yaptı ise yapmış kendini Saime ablanın gözüne giritmiş.

O zaman bu yaşlı abla da bu güzel şık yakışıklı genci elinden kaçırmamak için kalkarken, gelecek haftanın çay ziyafeti evinde olacağını ilan etti. Gayet tabiidir ki bizim Mahmud davetliler arasında.

Ziyafet günü gelince Mahmud kendine çeki düzen vermiş, hep Saime abla ile konuşuyor ve onun dediklerini ister istemez dinliyor. Hanımefendi konuşmakta şampiyon. O kadar gevezelik yaptığı halde Mahmud hiç de sıkılmamış ve böylece, Saime ablanın hoşuna gitmiş ve gönlünü çalmış.

Günler geçtikçe aralarındaki alaka daha da fazlalaşıyor, Mahmud yaşlı ablamızı her zaman zi-yaret ediyor. Artık mahallede bir dedikodudur başlamış ve nihayet günün birinde bomba gibi bir haber yayılıyor. Mahmud ile Saime evlenecekler.

Kimi Mahmud’a acımış, yazık gençtir. Kimi de Saime’nin parasını çekecek diye seviniyor.

Nikâh merasimi sessizce geçti. Kadı efendi, kâtibi, mahalle muhtarı ve Mahmud’un bir kaç ar-kadaşı ancak merasimde hazır oldular ve nikâh kıyıldı. Davetliler uğurlandılar. Karı koca evlerine kapandılar ve bir müddet öyle geçti. Az çıkıyorlar, birbirlerine yakın görünüyorlar. Sanki birbirlerini o kadar anlamışlar ki, aralarında hiç bir ihtilaf yok-muş gibi. Dostlar değil, düşmanlar bile gıbta ediyorlar ve onu de söylemek isterim ki hasadet edenleri de oldu.

Mahmud ile Saime’nin ara sıra mahkemeye ve hükümet dairelerine uğradıkları görülmüş, herkes bunu tabii karşılamış.

Bir müddet sonra Mahmud yalnız çıkmağa başladı. Hele gece hayatına dalmağa başladı ve eğlence yerlerine ayak açmış. Hele her gece bol bol para harcıyor. Saime Hanım da sırf Mahmud’u razı etmek için her türlü fedakârlığı yapıyor ve hiç bir şeyde taksir etmiyor.

Mahmud ise son oyununu da oynamaya başladı ve onunla yaşama için birçok emlâkini namına kayd etmek istedi. Hanım bunu da yaptı.

Böylece birkaç ay daha geçti. Günün birinde bir figandır koptu. Haykırışlar, bağırmalar işte o esnada biz Mahmud’u çantası elinde bir istihza tebessümü dudağında evden çıkarken gördük.

 

Komşular eve girince Saime ablayı baygın bir halde bulmuşlar. Yüzüne su serpmişler, yavaş yavaş kendine gelmiş. Ama sorulan sorulara cevap vermiyor. Sonradan vaziyeti komşulara anlatmış.

Artık mahkemeye müracaatlar başladı. Ve mahkeme günü her iki taraf hazır olmuş. Hanım göz yaşlan içinde macerayı anlattı ve nasıl aldatıldığını ileri sürdü. Fakat hâkimi ikna etmek gayet zordur, çünkü bütün maddî deliller aleyhinde. Mahmud işi güzel tedarik etmiş, muameleler kanunî bir surette yapılmış.

Ve nihayet ancak ayrılmalarına karar veriyor. Zavallı Saime abla bu hadiseyi merak edenler arasından geçerek, mahkemeden çıkıp tekrar evine mahzun mahzun döndü.

 

 

ZAVALLI FERİDE

(İlk Adımlar, Bağdat 1975, s.25-29)

 

Avukat Mahmud Rüşdi yazıhanesinden çıkarak otomobiline bindi ve nehrin boyu boyu uzanan caddeye doğru ilerledi.

Hava pek güzel ve serin; etraf tenha ve ses-sizdi. O esnada tam nehrin başında bir kalabalık gördü.

Ne oluyor, diye merak eden Avukat otomobilini durdurdu ve indi. Kalabalığın kendisine doğru ilerlediğini gördü. Baktı ki genç bir kadım kaldırmışlar. Baygın bir halde olan kadını hemen otomobiline uzattı ve hemen hastahaneye doğru hızla ilerledi.

Yolda anlattılar. Kadın intihar etmek is-tiyormuş. Bereket versin orda olanlar -kız ken-disini nehre atarken- acele onu kurtarmışlar.

Az sonra hastahaneye varıldı. Kızı acele indirip doktora muayene ettirdiler ve gereken tedavi yapıldı. Ve bir odaya yatırıldı. Avukattan başka herkes çekilip gitti.

Kızın yanı başında kalan Avukat bu macerayı merak etmiş. Az sonra kız kendine geldi ve et-rafına baktı. Nerde olduğun sordu. O zaman Avukat hastahanede olduğunu anlattı ve neden intihara teşebbüs ettiğini sorunca kız ağlamaya başladı ve elleriyle yüzün kapattı. O kadar söyledi:

-Açım.. Kimsesizim..Biçareyim.

Ona gereken yemek ve içmek tedarik olundu. Ve doktorların tavsiyesi üzerine Avukat onu yalnız bıraktı ve çekildi ve evine gitti.

Evde Fethiye Hanım kocasını çok merak etmiş ki onu sabırsızlıkla bekliyor. Çünki bu gece âdeti hilafına geç kalmış.

Avukat hadiseyi anlatınca Fethiye Hanım çok müteessir olmuş ve mümkün ise kız iyi olduktan sonra yanlarına almasını tavsiye etmiş.

İkinci gün Mahmud Rüşdi tekrar hastahaneye uğradı ve kızı iyi görünce çok sevindi.

Ve o zaman kıza anlattı ki evine alınacak. Kız önceden mümâneat gösterdi.

Fakat Avukat’ın ısrarı üzerine sükût etti.

Feride (kızın adı) eve gelince anladılar ki iyi bir ailenin biricik evladı imiş. Babası bir fabrikada ustabaşı (iken) hastalanıyor ve nihayet işten çıkarılıyor. Aldığı ikramiye ile bir müddet geçinmişler. Fakat ne yazık ki babası ölmüş. O zaman annesi her türlü fedakârlığa kalkmış, hatta evlerde hizmetçilik yapıyormuş. Zavallı anne dahi bir müddet hastalanır. Evden eşyaları satıp yiyorlar. En nihayet evi bile satmışlar, doktorlara, ilaçlara vermişler. Faide yok, annesi vefat etmiş. İşte Feride yalnız kalmış, zaten evde de bir şey kalmamıştı ve bu hayattan kurtulmak için intihara teşebbüs ettiğini söyledi.

Feride yeni hayatından pek memnundur. Her taraftan riayet görüyor. Avukat bey ona her türlü müsaadeyi yapıyor. Kız da günden güne açılıp serpiliyor. Bir müddet böyle geçti.

Fethiye Hanım nasılsa kadındır, bir kıskançlık duymağa başladı. Artık Feride’yi gördükçe çıldırıyor. Ve her fırsat buldukça azarlıyor.

Önce Feride aldırmadı. Fakat hanım işi git gide ilerletti. Feride de tahammül edemiyor, her türlü laf işitiyor, bu sözler izzet-i nefsine dokunuyordu. İşte günden güne şu tertemiz gül gibi kız artık solmağa başladı. Avukat hayret ediyor. Bu kıza acaba ne oldu, neden günden güne zayıflıyor? Gecenin birinde odasına girerken, Feride’nin ağladığım duydu ve durdu. Sonra odasına girdi. Baktı ki zavallı kız yatağına yüz üstü uzanıp

ağlıyor. Onu okşadı ve uzun uzadı sorular sordu ise de bir netice elde edemedi.

Onun başım ellerinin arasını aldı, yalvarmaya başladı:

-Kızım neden öyle yapıyorsun? Söyle, ne istiyorsan hazırım.

-Annemi, babamı hatırladım. Ondan ağlıyorum.

Bu esnada Fethiye Hanım içeriye girdi. Titriyor, bağırıyor, artık bu kız burada kalmayacak. Dayanamam. Ya ben, ya Feride. Daha da ileriye gitti. Avukat’ı bile itham etmeğe başladı ve kızla aralarında muhakkak bir alaka var. Zavallı Feride bu sözleri işitti ve dünya gözünde kalmadı ve yarın evden çıkacağını söyledi.

Sabahleyin gözyaşları içerisinde aileye tefrika düşmesin diye, her ikisinin ellerini öptü ve evden çıktı.

Avukat çok müteessirdir. Kıza bir adres verdi. Başka bir arkadaşını tavsiye etti ve kartını dahi verdi.

Feride ufak bir bohça ile evden çıktı. Zavallı kız ağlıyor, düşünüyor. Ne yapacak? Caddeleri do-laşmağa başladı. Bir caddeyi geçmek esnasında an-sızın bir otomobilin altında kalıp çiğnendi. Ve hastahaneye kaldırıldı. Ne yazık ki daha yolda hayata gözlerini kapadı.

Hüviyetini tesbit etmek için cebini aradılar ve Avukat’ın kartı bulundu. Onun kızı diye Avukat’a derhal telefon ettiler ve vaziyeti anlattılar. İyi kalpli adam hastahâneye deli gibi geldi. Feride’yi ölü görünce uzatıldığı yatağın üstüne düşerek acı acı ağlamağa başladı.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Kerkük Kitapçısı

Türkmen araştırmacı, şair ve yazarların ölümsüz eserleri artık tek çatı altında!

Kardaşlık Dergisi
Popüler Makaleler
Popüler Haberler