nazimterzioglu@gmail.com

Osmanlı coğrafyasında tarikat erbabı tarafından inşa edilmiş zaviye, dergâh, hanekah veya tekke adı verilen mekânlar, cami ve mescitlerden sonra en çok uğranılan ibadet yeri olmuştur. Zikir halkaları düzenlenen ve ayinler icra edilen tekke ve dergâhlar aynı zamanda yolcu, kimsesiz ve miskinlerin karın doyurma ve barınma işlevi görmüştür. Ayrıca tekke ve zaviyeler etrafında teşekkül eden zengin sözlü kültür geleneği de, son derece önemlidir. Erbil dolaylarında tarikatlar arasında Nakşibendi ve Rıfai mevcut olmakla beraber yörede en çok Şeyh Abdülkadir Geylanî hazretlerine atfedilen Kadirî tarikatı itibar görülmüştür. Erbil, birçok veli, şeyh ve tarikat mürşidi yetiştirmekle birlikte dışarıdan gelen pek çok âlim ve ermiş zatlara kucak açmıştır.

Söz konusu tekkeler arasında XIX. asrın ikinci yarısında Erbil âlimlerinden tahsil görmüş, Erbil kalesindeki üç tekkenin kurucularından biri de Telaferli Hacı Molla Hızır’dır. Eskiden Erbil nüfusunun dörtte üçünü kale sakinleri oluşturmaktaydı. Tophane, Saray ve Tekke adlı üç ana mahalleye ayrılan kale, evler dışında devlet daireleri -Osmanlı döneminde ve Irak Cumhuriyeti kuruluşunun ilk yıllarında- ulu cami, mescit, hamam ve üç tekke yer almaktaydı. Saray Mahallesinde halk tarafından Şeyh Şerif Tekkesi olarak bilinen Zadeler tekkesi ve Tophane Mahallesinde bulunan Hacı Salih Yegen Tekkesi[1] ve Tekke Mahallesinde yer alan Hacı Molla Hızır Tekkesi kentin bilinen en eski tekkeleri idi. Kurucusunun adını taşıyan Hacı Molla Hızır Tekkesinin, XIX. asrın son yıllarında açıldığı tahmin edilmektedir. Kalenin batı cephesine düşen ve yüz metre kare civarında alana sahip olan bu mütevazı tekke, tuğla ve topraktan yapılmıştır. Tekkede düzenli olarak haftanın Pazarı Pazartesiye ve Perşembeyi Cumaya bağlayan geceleri Kadirî tarikatının usul ve adabına göre zikir halkası kurulurdu. Zikir halkalarına halkın her kesiminden katılım olurdu. Ayrıca tekkede Kandil geceleri zikir ve vaaz verilmekle birlikte Mevlid-i Şerif okutulurdu. Pek çok halife ve mürşit yetiştirilen tekke de, ruhani bir eğitim merkezi haline dönüşmüştü.

 

Erbil’de Hacı Baba lakabıyla tanınan tekkenin kurucusu Hacı Molla Hızır, Şeyh Ali Şeyh Süleyman Şeyh Mustafa’nın oğludur. Günümüzde IŞİD zulmünün altında kalan ve tamamen Türkmen nüfuslu olan Telafer ilçesinde 1838 (H 1254) yılında dünyaya gelmiştir. On yaşındayken yetim kalan Hacı Hızır ağabeyi Sofu Süleyman’ın yardımıyla Kuran-ı Kerim öğrenir, ancak on beş yaşında da ağabeyini kaybeder. Tahsil amacıyla Diyarbakır’a gider ve üç yıl kaldıktan sonra tekrar Telafer’e döner. Bu defa Musul’un Türkmen köylerinden Reşidiye’ye gitmeye karar verir. Reşidiyeli Şeyh Mustafa’nın babası olan Şeyh Abdülaziz’in yanında Kadirî tarikatına intisap eder. Tarikatın seyr u sülukunu tamamlayınca Molla Hızır Erbil’e gelerek devrin âlimlerinden Müezzin lakabıyla şöhret bulan Hacı Abdullah ile meşhur Molla Efendi’nin babası büyük âlim Hacı Ömer Efendinin yanında 5 sene ilim tahsilinde bulunur. Hac farizasını eda etmek için uzun süreli bir yolculuğa çıkan Molla Hızır, Hicaz’da altı yıl kaldıktan sonra İstanbul’u ziyaret eder, Mısır seferinin ardından memleketine döner. Mekke-i Mükerreme’de iken o devrin Hicaz müftüsü Şeyh Ahmet Zini Dehlan ile karşılaşır ve onun teveccühünü kazanır. Bu süreçte Hacı Molla Hızır, Rufai tarikatının büyük mürşitlerinden biri olan Şeyh Dehlan’dan Rufaiyye icazeti alır.

 

Bu defa Mürşidi Reşidyeli Şeyh Mustafa’nın tavsiyesi üzerine Hacı Molla Hızır ailesiyle tekrar Erbil’e Şeyh Muhammed Çöli yanına gelip yaklaşık iki yıldan fazla süre huzurunda kalmıştı. Şeyhin yüce ve himmeti sayesinde pek hikmetli şeyler öğrenen Molla Hızır’ın olgunlaşmasında önemli etkiler yaratmıştır. Şeyhin engin ilim ve irfanından faydalanmış, marifet ve erdemliğinden nasibini almıştır. Bu arada Molla, Erbil halkını da yakından tanımaya başlar ve bu vesileyle birçok dost edinir. Bir ara Molla Hızır kendi tekkesini inşa etmeden önce kalenin Ulu Camiinin küçük bir hücresini tekke olarak kullanacaktır.  

 

Telafer’de 1920 yılında İngilizlere karşı patlak veren Kaçakaç ayaklanmasından[2] kısa bir süre önce Ulu Camide görev aldığı için ailesini bırakarak Telafer’den Erbil’e gelmiştir. Bu olay üzerine Hacı Molla Hızır, tekrar Telafer’e dönerek hemşerilerin yanında yer almış ve onlara destek vermiştir. Olay yatışınca ailesiyle birlikte Telafer’i bırakıp Erbil’e yerleşir. Kalede ikamet eden Molla Hızır, evin hemen yanında tekke açarak irşat hizmetine başlar. Ancak Erbil’de ikamet etse de Şeyh doğup büyüdüğü Telafer’den vazgeçmemiştir. Ara sıra Telafer’de bulunan zaviyesiyle yakın dost ve hemşerileri ziyarette bulunmuş, orada da birçok halife ve mürit yetiştirmiştir. Halkça sevilen ve sayılan Molla Hızır, hiçbir zaman fukara ve muhtaç insanlara karşı yardım elini esirgememiştir.  

 

Daha önce gelen benzer ermiş ve salih zatlar gibi Hacı Molla Hızır’ın da halk arasında yayılmış birçok menkıbe ve keramete sahip olduğu rivayet edilir. Erbil’de meydana gelen bir deprem esnasında Hacı Molla Hızır kaledeki Ulu Camiinin direklerinin birine dayanarak dua okur, öylece camii zarar görmekten korur. Bu vakıa, o devirde yaşayan insanların hafızasında yer eden en yaygın rivayetlerden biridir.  

 

1932 (H 1352) senesinde vefat eden Molla Hızır Erbil’in Büyük Mezarlığına gömülmüştür. Yörede Telaferli Hacı Molla Hızır ve oğlu Şeyh Abdülkerim Türbesi, Erbil’liler tarafından ziyaret edilen yatırlardan biri sayılır. 

 

Beş kız iki erkek çocuk sahibi olan Hacı Molla Hızır’ın, vefatının ardından postnişini olan büyük oğlu Şeyh Abdülkerim, Telafer’de 1887 senesinde dünyaya gelmiştir. İlim ve irfan ortamında göz açan Abdülkerim tahsilini babasından ikmal eder. Şeyh Abdülkerim her zaman pederinin yanında bulunarak ondan büyük feyiz almıştır. Ayrıca babası Hacı Molla Hızır çevresinde bulunan halife ve müritlerinden de destek gören Şeyh Abdülkerim’in yetişmesinde büyük katkıları olmuştur. Babası Hacı Molla Hızır’ın izinden giden Şeyh Abdülkerim kısa zamanda adını duyurarak yörede halkın sevgisi kazanmıştır. Yardıma muhtaç insanlara el uzatan Şeyh, kapısı daima herkese açık, cömert bir insan olarak tanınmıştır. Babasının vazifesinden vazgeçmeyen Şeyh Abdülkerim, irşat hizmetini vefatına kadar yürütmüştür. 1963’den itibaren zikir halkasından sonra Şeyh, tekkede Kadirî efradına irşat ve vaaz vermeyi adet edinmiştir. 1981 yılında Allahın rahmetine kavuşan Şeyh Abdülkerim kendi vasiyeti üzere Erbil’in Büyük Mezarlığında babasının yanına defnedilmiştir. 1980’lı yıllarının sonlarında kale sakinleri şehrin yeni yapılan aşağı mahallelerine taşınınca babasının yerine geçen Şeyh Abdulhalik (doğ. 1932) Yedi Nisan Mahallesinde yeni bir tekke açtırmıştır.    

 

1987’den beri yeni tekkede irşat görevi sürdüren Hacı Molla Hızır’ın torunu Şeyh Abdulhalik de 24 Nisan 2014 tarihinde uçmağa varmıştır. Günümüzde rahmetli Şeyh Abdulhalik’in oğulları Şeyh Visam ile Şeyh Hisam (Hişam mı yoksa) tekkede büyük dedelerinin görevini yürütmektedirler.

Son olarak üç defa Hacca giden Şeyh Abdülkerim Hac sırasında Peygamber efendimizin şehri Medine’ye giderken, Türk edebiyatının büyük mutasavvıf şairi Yunus Emre’nin deyişi kabul edilen “Ehlen ve sehlen merhaba” uyaklı şiirine nazire mahiyetinde yazdığı manzume aşağıda verilmiştir.

 

Ya Mustafa ya mücteba

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Güzel cemalin göreyim

Payine yüzler süreyim

Yoluna canlar vereyim

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Medine’de hurma bağı

Yüreğimde yanar yağı

Ziyaret et Uhud dağı

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Mühbeti vah-yi İlahi

Budur enbiyalar şahı

Dünya ve ahiret mahı

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Ziyaret et sen iyice

‘Âşık isen koyma gece

Şübbak öginde et rica

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Talep eyle şefa‘atten

Kurtulasın bu mihnetten

Geri kalma muhabbetten

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Ruhum olsun sena feda

Her an ederem men nida

Şefa‘atten koyma cüda

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Sana kurban ola canım

Ki sensin menbe‘-i imanım

Fedadır ruh-i revanım

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Şarab-ı ‘aşk nuş ettim

Ki içtim kavli hoş ettim

Bu muhabbetten men coş ettim

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Ziyaret et yar Sıddık’ı

Madeni adlı Faruk’ı

Bunlardır Ahmet maşukı

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Dilinden salma ‘Osman’ı

Budur cami‘ü’l-Kur’anı

Ali’dir sırr-ı rabbani

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Hasan Hüseyin ve hem Betül

Bunlardır evladı Resul

Kıyamette koyma melül

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Nida ettim Abbas Hemze

Beşle altı bağışla bize

İyice dikkat et bize

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Hem ‘Aşere-i Mübeşşere

Saki durur Kevserlere

Salavat ver peygambere

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Çağır her dem ashapları

Mustafa’nın ahbapları

Evliya hem aktabları

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Bütün gönülden ya Rahim

Afv ister Abdülkerim

Muhammedin fazıl u ’emim

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Yanar gönlüm ateşi çıkar

Gözlerimin yaşı akar

Nezir için yola bakar

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Meded ya kutb-ı rabbani

Baz Abdulkadir Geylani

Her zamanda çağır anı

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Bu evliyalar rehberi

Budur âşıklar gevheri

Evlad-ı Ali Haydar’ı

Ehlen ve sehlen merhaba

 

Elinden içtim şerbeti

Hiç görmedim ben mihneti

Çok çok oldu muhabbeti

Ehlen ve sehlen merhaba

 

 

 

 

Kaynakça

برهان يارالى، حتى لا ننسى اربيل، مكتب التفسير، اربيل 2011، ص 183.

خليل سليمان العصافي، لماحات اجتماعية عن تاريخ اربيل، مكتب التفسير، اربيل 2012، ص .67-66

شيرزاد شيخ محمد، الاثار الدينية في اربيل، اربيل 2002  ص .142-132 

شيرزاد شيخ محمد، المقابروالمزارات والأضرحة في اربيل، اربيل2011 ، ص .32-31

 

 

Kaynak Kişiler

Ahmet Telaferli, Telafer 1932, Tıp doktoru.

Şeyh Mehdi Şeyh Abdulkerim, Erbil 1946, Emekli.

Şeyh Hisam Şeyh Abdulhalik (Şahsi bilgileri vermek istemedi).

Talat Esat Bakkal, Erbil 1938, Emekli.

 

        

 

 

 

 

[1] Hacı Salih Yegen Tekkesi, mescit olarak da kullanılmıştır. Nitekim halkça mescit diye bilinir.   

[2] Olayla ilgili bkz.: Suphi Saatçi, Tarihi Gelişim İçinde Irak’ta Türk Varlığı, TADV., İstanbul, 1996, s. 186.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Kerkük Kitapçısı

Türkmen araştırmacı, şair ve yazarların ölümsüz eserleri artık tek çatı altında!

Kardaşlık Dergisi
Popüler Makaleler
Popüler Haberler